2 Mayıs 2026 Cumartesi

Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi

 Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetden 

Çekildik izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten
 
Çağın yöneticilerini doğruluk ve güvenlikten uzaklaşmış görünce
 şerefle ve mutlulukla hükümet kapısından ayrıldık.




Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetden 
Mürüvvet-mend olan mazlûma el çekmez i'ânetten 

Kendini insan bilenler, halka hizmetten usanmaz;
mert olanlar, ezilenlere yardımdan el çekmez.




Hakîr olduysa millet, şânına noksân gelir sanma
Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıymetden

Millet, hor görüldüyse şânı azalır sanma.
Cevher, yere düşmekle değerinden bir şey kaybetmez.




Vücûdun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
Ne gâm râh-ı vatanda hâk olursa cevr ü mihnetten.

Vücudun mayasının hamuru, vatan toprağındandır.
Vatan yolunda eziyet ve sıkıntılardan toprak olursa ne gam!




Mu'ini zâlimin dünyâda erbâb-ı denâ'etdir
Köpektir zevk alan, sayyâd-ı bi-insâfa hizmetten

Dünyada zâlimin yardımcısı, alçaklardır.
İnsafsız avcıya hizmet etmekten zevk alan, köpektir.




Hemân bir feyz-i bâkî terkeder bir zevk-i fânîye
Hayâtın kadrini âli bilenler, hüsn-i şöhretden.

Hayatın değerini şöhretin güzelliğinden üstün tutanlar.
ebedî feyzi geçici zevklere tercih ederler.




Nedendir halkda tûl-i hayâta bunca rağbetler
Nedir insâna bilmem menfâ'at hıfz-ı emânetden.

İnsanlarda hayatın uzamasına bunca düşkünlük nedendir;
Emanetin saklanmasının insana ne faydası vardır bilmem.




Cihânda kendini her ferdden alçak görür ol kim 
Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melâmetden 

Dünyada kendini herkesten alçak gören kişi 
ayıplanmaktan utanır da kendi nefsinden utanmaz.





Felekden intikâm almak, demektir ehl-i idrâke
Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedâmetden

Akıllı insanlar için çabalarını arttırmak,
pişmanlıklarından ders çıkarmak felekten intikam almak demektir.





Durup ahkâm-ı nusret ittihâd-ı kalb-i milletde
Çıkar âsâr-ı rahmet, ihtilâf-ı re'y-i ümmetden

Başarının hükmü milletin gönül birliği ile mümkündür.
Koruyucu eserler ise toplumun fikir ayrılıklarından ortaya çıkar.




Eder tedvîr-i âlem bir mekînin kuvve-i azmi
Cihân titrer sebât-ı pây-ı erbâb-ı metânetden

Kudretli bir kişinin azim gücü dünyayı düzene sokar 
güç sahibi kişilerin ayaklarının kararlılığı ile dünya titrer. 




Kazâ her feyzini her lûtfunu bir vakt içün saklar 
Fütûr etme sakın milletdeki za'f u batâ'etden 

Kaderin her feyzinin, her yardımının bir zamanı vardır
milletteki zayıflık ve gevşeklikten sakın ümitsizliğe kapılma.




Değildir şîr-der-zencire töhmet acz-i akdâmı 
Felekte baht utansın bi-nasîb- erbâb-ı himmetden 

Zincire vurulmuş aslanın ayaklarının güçsüzlüğü onun suçu değildir.
Dünyada himmetten nasibini almamış olanlardan kader utansın. 




Ziyâ dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir 
Hicâb etsün tabi'at yerde kalmış kâbiliyetden 

Işık yüksekliğin doruğundan uzaktaysa buna mecbur olduğu içindir.
Doğa utansın yerde kalmış yetenekten.




Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmâniyânız kim 
Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı şehâdetden 

Biz, o Osmanlı boyunun yüce soyundanız;
Mayamız tümüyle şehadet kanıyla karılmıştır.




Biz ol âlî- himem erbâb-ı cidd ü ictihâdız kim 
Cihân-girâne bir devlet çıkardık bir aşîretden 

Biz o yüce gayretli, çalışkan ve kudretli kişileriz ki
bir aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet çıkardık.




Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyetde 
Bize hâk-i mezâr ehven gelir hâk-i mezelletden 

Biz o yüce yaradılışlılardanız ki mukaddestımızı koruma meydanında 
mezar toprağını düşkünlük toprağına yeğleriz.




Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet 
Kaçar mı merd olan bir cân için meydân-ı gayretden 

Hürriyet mücadelesi ürkütücü bir ateşle dolu olsa da ne gam
Yiğit olan kişi bir can için gayret meydanından kaçar mı?




Kemend-i cân-güdâzı ejder-i kahr olsa cellâdın 
Müreccahdır yine bin kerre zencîr-i esâretden 

Cellâdın can yakan kemendi acımasız bir canavar bile olsa,
yine de esaret zincirinden bin kere daha üstün tutulur.




Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin 
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetden 

Felek her türlü eziyet sebeplerini toplasın gelsin
millet için çıktığım yoldan dönersem namussuzum.




Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler 
Ki ednâ zevki â'lâdır vezâretten sadâretden 

Uğraşımda çektiğim eziyet ve güçlükler anılsın,
ki bunun en ufak bir zevki bile vezirlikten, sadrazamlıktan daha iyidir




Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâze dönmüş kim 
Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetden 

Vatan bir vefasız alaycı sevgiliye dönmüş 
ona aşkla bağlı olanları gurbetin acılarından ayırmıyor.




Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir 
Vazifem menfa'atden hakkım agrâz-ı hükümetden 

Yalvarıp yakarmadan ve korkudan uzağım;
benim için vazifem çıkarımdan, hakkım hükümetin kötü niyet ve düşmanlıklarından daha üstündür.




Civân-merdân-ı milletle hazer gavgâdan ey bi-dâd 
Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetden 

Milletin yiğitleri ile mücadeleden sakın ey zalim!
Senin zulmünün kılıcı şehadet kanının ateşinde erir.





Ne mümkün zulm ile bi-dâd ile imhâ-yı hürriyet 
Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten 

Zulümle, adaletsizlikle hürriyeti yok etmek ne mümkün
Çalış, anlama yeteneğini kaldır gücün yetiyorsa insanlıktan. 




Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret 
Ezilmez şiddet-i tazyikden te'sir-i sıkletten 

Gönülde elmas cevherine benzer gayret cevheri. 
Ezilmez basıncın şiddetinden, ağırlığın etkisinden.




Ne efsunkâr imişsin âh ey didâr-ı hürriyet 
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretden 

Ne kadar büyüleyiciymişsin ah ey hürriyetin yüzü
Aşkının esiri olduk gerçi kurtulduk esaretten.




Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme 
Cemâlin tâ-ebed dûr olmasun enzâr-ı ümmetten 

Senindir şimdi gönlü çekme gücü, güzelliğini gizleme
güzel yüzün sonsuza kadar toplumun bakışlarından uzak olmasın.




Ne yâr-ı cân imişsin âh ey ümmîd-i istikbâl 
Cihânı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetden 

Ne candan bir sevgiliymişsin ah ey gelecek ümidi
dünyayı sensin kurtaran binlerce keder ve sıkıntıdan.




Senindir devr-i devlet hükmünü dünyâya infâz et 
Hüdâ ikbâlini hıfz eylesün her türlü âfetden. 

Devlet (olma) devri senindir, dünyaya egemen ol.
Allah talihini her türlü yıkımdan korusun.




Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar 
Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletden.

Gezdiğin nazlı sahralar zulmün köpeklerine kaldı
Uyan ey yaralı kükreyen aslan bu aymazlık uykusundan.
Namık Kemal

Bu şiirden benim seçtiğim beyitler ve gerekçeleri şunlar:

İlk seçtiğim beyit kararlılık ve sarsılmazlığı ele alıyor.
**Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret**
**Ezilmez şiddet-i tazyikden te'sir-i sıkletten**
(Gönüldeki çalışma, gayret cevheri elmasa benzer; üzerine ne kadar baskı uygulanırsa uygulansın, ne kadar ağırlık binerse binsin asla ezilmez.)

Neden Seçtim?
Bu beyit çok etkileyici. Elmas, doğadaki en sert maddelerden biridir. Namık Kemal, insanın içindeki azmi ve başarma isteğini bu sarsılmaz maddeye benzeterek; zorlukların, sınav stresinin veya dış baskıların aslında o azmi yok edemeyeceğini, aksine onu daha da değerli kıldığını anlatıyor. Özellikle hedefleri olan biri için çok motive edici bir duruş.

 İkinci olarak seçtiğim beyit değerin kaybolmayışını anlatıyor.
 **Hakîr olduysa millet, şânına noksân gelir sanma**
 **Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıymetden**
*(Millet hor görüldü diye şanı azaldı sanma. Mücevher yere düşmekle değerinden bir şey kaybetmez.)*

**Neden Seçtim?**
Buradaki özgüven ve "öz değer" vurgusu çok hoşuma gitti. Bazen işler yolunda gitmeyebilir, toplumlar veya bireyler zor durumlara düşebilir ya da başkaları tarafından küçümsenebilir. Ancak Namık Kemal, "Altın yere düşmekle değerini kaybetmez" mantığıyla, cevherin yani özün sağlam olduğu sürece dış etkenlerin o değeri eksiltemeyeceğini söylüyor. Kendine güvenmek ve değerini bilmek üzerine çok kıymetli bir ders.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Seçtiğimiz Dede Korkut Hikayesi

 Ben ve arkadaşlarım Dede Korkut hikâyelerinden “Beyrek” adlı hikayeyi sahnede canlandırmak için seçtik.   Bu hikâyeyi oyununu seçme nedenim...