Mevlânâ’nın ölümsüz eseri Mesnevî’de yer alan "Aslan ve Av Hayvanları" fablı, kaba kuvvetin zekâ ve dayanışma karşısındaki çaresizliğini anlatır. Bu anlatı, üzerinden yüzyıllar geçse de modern hayattaki güç ilişkilerine ışık tutmaya devam eder. Günlük yaşamda "aslan" figürü; makamını, fiziksel üstünlüğünü veya baskıcı tavrını kullanarak başkalarını sindirmeye çalışan kişileri temsil eder. Bu tür baskıcı karakterlerle mücadele etmenin yolu, aslanın yöntemlerini yani şiddeti kullanmak değil; akıl süzgecinden geçmiş bir birliktelik kurmaktır.
Örneğin, bir iş yerinde yetkisini suistimal ederek çalışanlarına haksız yüklemeler yapan ve onları sürekli korkutan bir yöneticiyi ele alalım. Burada baskıcı yönetici "aslanı", mağdur olan çalışanlar ise "av hayvanlarını" temsil eder. Eğer her çalışan bu duruma tek başına katlanmaya devam ederse, baskı her geçen gün artacaktır. Ancak çalışanlar sessiz kalmak yerine bir araya gelip durumu üst makamlara veya ilgili birimlere bildirdiklerinde, yani bireysel korkularını ortak bir iradeye dönüştürdüklerinde, baskıcı figürün alanı daralır. Tıpkı fablda hayvanların bir tavşanın zekâsına güvenip birlikte hareket ederek aslanı kendi kazdığı kuyuya düşürmesi gibi, dayanışma ruhu haksızlığı sona erdirir.
Sonuç olarak, aslan ne kadar güçlü görünürse görünsün, planlı bir zekâ ve sarsılmaz bir birliktelik karşısında mağlup olmaya mahkûmdur. Gerçek güç bilekte değil, birleşmiş akıllardadır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder