21 Şubat 2026 Cumartesi

Oğuz Kağan’ın Yerinde Ben


Bozkırın ortasında o gümüş pencereli, altın duvarlı evi gördüğümde sadece bir yapı görmedim; ilahi bir işaretin, çözülmeyi bekleyen bir sırrın karşısında durduğumu anladım. Bir kağan olarak her zaman en önde gitmek, her kapıyı bizzat zorlamak isterim ama bazen gerçek liderlik, doğru işe doğru adamı atamaktır. Gözlerim ordumun içindeki o cevheri, Tömürdü Kağul'u aradı. Onun sadece kas gücüne değil, pratik zekasına ve sabrına güvendiğim için onu orada bıraktım. İçimden bir ses diyordu ki: "Bu kapı sadece anahtarla değil, sadakatle açılır." Neden "Kalaç"? Ona verdiğim emir, aslında bir boyun kaderini mühürledi. Ona "Kal!" dedim çünkü sabretmesi gerekiyordu; "Aç!" dedim çünkü imkansızı başarması gerekiyordu. Bir eri ordudan ayırmak zordur, ama ona özel bir görev vermek ona olan inancımın en büyük kanıtıdır.Türk töresinde isim, sadece bir sesleniş değil; bir karakter aynasıdır. "Kalaç" ismi, bundan sonra binlerce yıl boyunca o erin hem sabrını hem de başarısını haykıracak. O evi arkamda bırakıp yoluma devam ederken içim rahattı. Biliyordum ki benim askerim, ben ne kadar uzakta olursam olayım o kapıyı açacak ve orduya geri dönecekti. Bizim boylarımızın türeyişi işte böyle; bir emirle başlar, bir isimle ebedileşir ve sadakatle kök salar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Seçtiğimiz Dede Korkut Hikayesi

 Ben ve arkadaşlarım Dede Korkut hikâyelerinden “Beyrek” adlı hikayeyi sahnede canlandırmak için seçtik.   Bu hikâyeyi oyununu seçme nedenim...