Bozkırın ortasında o gümüş pencereli, altın duvarlı evi gördüğümde sadece bir yapı görmedim; ilahi bir işaretin, çözülmeyi bekleyen bir sırrın karşısında durduğumu anladım. Bir kağan olarak her zaman en önde gitmek, her kapıyı bizzat zorlamak isterim ama bazen gerçek liderlik, doğru işe doğru adamı atamaktır. Gözlerim ordumun içindeki o cevheri, Tömürdü Kağul'u aradı. Onun sadece kas gücüne değil, pratik zekasına ve sabrına güvendiğim için onu orada bıraktım. İçimden bir ses diyordu ki: "Bu kapı sadece anahtarla değil, sadakatle açılır." Neden "Kalaç"? Ona verdiğim emir, aslında bir boyun kaderini mühürledi. Ona "Kal!" dedim çünkü sabretmesi gerekiyordu; "Aç!" dedim çünkü imkansızı başarması gerekiyordu. Bir eri ordudan ayırmak zordur, ama ona özel bir görev vermek ona olan inancımın en büyük kanıtıdır.Türk töresinde isim, sadece bir sesleniş değil; bir karakter aynasıdır. "Kalaç" ismi, bundan sonra binlerce yıl boyunca o erin hem sabrını hem de başarısını haykıracak. O evi arkamda bırakıp yoluma devam ederken içim rahattı. Biliyordum ki benim askerim, ben ne kadar uzakta olursam olayım o kapıyı açacak ve orduya geri dönecekti. Bizim boylarımızın türeyişi işte böyle; bir emirle başlar, bir isimle ebedileşir ve sadakatle kök salar.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Seçtiğimiz Dede Korkut Hikayesi
Ben ve arkadaşlarım Dede Korkut hikâyelerinden “Beyrek” adlı hikayeyi sahnede canlandırmak için seçtik. Bu hikâyeyi oyununu seçme nedenim...
-
Kararsızlıklar Montaigne “İnsanın Kararsızlığı” adlı denemesi ( sayfa 192-194) İnsanlar çoğu zaman bir karar verirken şöyle mi yapsam bö...
-
Dilini koru Montaigne'in "Dil Üstüne" adlı denemesi (sayfa 207-208) Montaigne bu denemesinde fikir ve düşünce insanlarının s...
-
İnsan ve Güçsüzlükler Montaigne’nin “İnsanın Güçsüzlüğü” adlı denemesini değerlendireceğim.(Sayfa 43-44) Montaigne insanın doğası gereği b...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder