1881 yılında masmavi ışıldayan gözleriyle, ipek gibi altın sarısı saçlarıyla dünyaya bir bebek geldi. Büyüleyici bir şehir olan Selanik'in dar sokaklarında gözlerini açtı ve bu bebek dünya tarihini değiştirecekti. Babası Ali Rıza Bey ve annesi Zübeyde Hanım, oğullarının ileride koca bir milletin kaderini sırtlayacağını henüz bilmiyorlardı.
Yıllar yılları kovaladı ve Mustafa okula başladı. Mustafa, okul yıllarında zekası ve disipliniyle hemen fark ediliyordu. Matematik öğretmeni Mustafa’ya "Kemal" ismini verdi; böylece Mustafa Kemal olarak anılmaya başladı. Yıllar geçtikçe içindeki vatan sevgisi onu askeri üniformanın içine, cephelerin en ön saflarına taşıdı. Atatürk, dillere destan başarılara imza atan çok başarılı bir asker olmuştur. Birçok milletin hasret olduğu vatan uğruna binlerce canın feda edildiği I. Dünya Savaşı'nın zorlu günlerinde birçok cephede ter döktü. Ancak asıl hikaye, 1919’un güneşli bir mayıs günü Samsun’a ayak basmasıyla başladı. O gün, bir milletin küllerinden doğuşunun ilk adımıydı. Kurtuluş Savaşı boyunca ordusuna bizzat liderlik etti. Nefesini verdiği her saniyede bu güçlü ve bağımsız ülkenin kalkınması için çabalamış, pes etmemiş ve tüm çabalarına değdiğini görmüştür. Çok gelişmiş ülkelerin dahi gerçekleştiremediği yenilikleri hayata geçirmiş; 1919 yılındaki ve Kurtuluş Savaşı'ndaki başarılarıyla tüm dünyada namını duyurmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk, daima ailesinin de ona öğrettiği gibi barışı savunmuş ama bağımsızlık, özgürlük ve milli egemenlikten asla taviz vermemiştir. Kendini her yönden geliştiren ve hep yenilikçi bakış açısına sahip olan Atatürk; çeşitli bilimsel çalışmalarda bulunmuş ve bir geometri kitabı hazırlamıştır. Savaş meydanlarında kazanılan zaferleri de kaleme almayı ihmal etmemiştir. Vatanın her karış toprağında emeği ve alın teri olan Atatürk, 10 Kasım 1938’de fiziksel olarak bizden ayrılsa da sonsuza kadar kalbimizde yaşamaya devam ediyor.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder